Gezmek, yazmak ile bir başka güzel

Öğrencilik yıllarımda  İstanbul gezisinde dikkatimi çeken bir konu olmuştu. Ve zaman zaman düşünmeden edemem. Ayasofya’yı gezdiğimiz bir anda bir japon turist dikkatimi çekti. Bir elindeki broşüre bir duvarlara bakıyor, sakin adımlarla geziniyordu. Bilgiyi sindire sindire alır gibi bir hali vardı. Bizde ise ne broşür, ne bir ön araştırma.. Sadece geziniyorduk koca İstanbul’da.

O ziyaretten sonra ara ara düşünmüşümdür bu durumu ve dolaylı sebeplerini. Okumak gerekiyordu. Okumak ve yazmak. Ve gezmek. Web sitesi kurmaya başladığım yıllarda gezi blogları hep dikkatimi çekmiştir.

Gezmek ve yazmak. Çok gezen bilir sözünü kavrayan ve özümseyen iki kelime. Gezmek ve  yazmak. Gündelik hayatın akışında o kadar bilgi bombardımanına maruz kalıyoruz ki. Bilerek veya bilmeyerek  bilginin içerisinde yüzerek hayat dediğimiz kavramın sonuna doğru ilerliyoruz. Peki ne kadarını tutabiliyoruz bu bilginin? Ne kadarını kayıt altına alabiliyoruz?

Son iki gezi yazımda çok keyif aldım. Belki yüzlerce kez yanından geçtiğim ama detaylı bilgi sahibi olamadığım Karaman’ın tarihi ve kültürel değerlerine farklı bir yaklaşımla baktım. Keyifliydi. Şimdiki hedefim ise Aktekke Camii.

İnternetten şöyle bir ön araştırma yapıyorum. Tarihçi değilim elbet detaylara çok fazla girmiyorum, giremiyorum. Ama yüzeysel olarak ta gördüklerimi aktarabilirim değil mi? Gezmeye ve yazmaya devam bakalım. Karamandan başladık yazmaya. İnşallah devamı gelir diye düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir